“Hiçbir imar düzenlemesi insan hayatından daha değerli değildir. Vatandaşlarımızın can güvenliğini esas alan, ülke genelinde kapsamlı ve kararlı bir kentsel dönüşüm sürecini derhâl başlatmalıyız.”
İstanbul’un Maltepe ilçesinde 8 Ekim 2026 tarihinde meydana gelen bina çökmesi, Türkiye’de yapı güvenliği, kaçak yapılaşma ve kentsel dönüşüm konularını yeniden gündeme taşıdı. Cevizli Mahallesi’nde bulunan yedi katlı binanın ilk üç katının çökmesi sonucu beş kişi hayatını kaybederken, on kişi yaralı olarak kurtarıldı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Anavatan Partisi Genel Başkanımız, yaşanan facianın ardından yapı güvenliğinin ertelenemez bir kamu sorumluluğu olduğunu vurgulayarak imar affı uygulamalarının kalıcı olarak sona erdirilmesi ve Türkiye genelinde kapsamlı bir kentsel dönüşüm seferberliği başlatılması çağrısında bulundu.
“İnsan hayatını riske atan anlayışa son verilmelidir”
Genel Başkanımız açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Maltepe’de yaşanan bina çökmesi hepimizi derinden üzmüştür. Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına sabır diliyorum. Yaralanan vatandaşlarımıza acil şifalar temenni ediyorum.
Bir ülkede vatandaşların en temel beklentisi, evlerinde güven içinde uyuyabilmek ve sabah sağlıklı bir şekilde uyanabilmektir. İnsanlarımızın kendi evlerinde, iş yerlerinde ve yaşadıkları şehirlerde can güvenliği endişesi taşımak zorunda kalması kabul edilemez.
Yapı güvenliği, siyasi hesapların, ekonomik çıkarların ve kısa vadeli çözümlerin üzerinde tutulmalıdır. Binaların güvenliğini ilgilendiren her kararın merkezinde insan hayatı bulunmalıdır.
Maltepe’de yaşanan olayın bütün yönleriyle aydınlatılması, binanın çökme nedeninin bilimsel incelemelerle ortaya çıkarılması ve sorumluluğu bulunan herkes hakkında hukuk çerçevesinde gerekli işlemlerin yapılması büyük önem taşımaktadır.”
“İmar affı sonsuza kadar kaldırılmalıdır”
Genel Başkanımız, imar affı uygulamalarına ilişkin görüşlerini şu sözlerle dile getirdi:
“Türkiye, yapı güvenliği konusunda geçmişte yaşadığı acılardan gerekli dersleri çıkarmak zorundadır. Ruhsata ve projeye aykırı yapılaşmayı kalıcı biçimde önleyecek bir sistem kurmadan, vatandaşlarımızın can güvenliğini tam anlamıyla sağlayamayız.
Bu nedenle imar affı uygulamalarının bir daha gündeme gelmemek üzere kaldırılmasını istiyoruz. Kaçak veya mevzuata aykırı yapıların yalnızca sonradan af kapsamına alınarak sorunun çözüldüğü düşüncesinden vazgeçilmelidir.
Devletin görevi, güvensiz yapıları kâğıt üzerinde güvenli hâle getirmek değil; vatandaşlarının güvenli yapılarda yaşamasını sağlamaktır. Hiçbir ekonomik gerekçe, hiçbir siyasi tercih ve hiçbir idari kolaylık insan hayatının önüne geçmemelidir.
Bununla birlikte, mevcut yapı stokunun bilimsel ölçütlerle incelenmesi, riskli binaların tespit edilmesi ve vatandaşların mağdur edilmeden güvenli konutlara kavuşması için kalıcı çözümler üretilmesi gerekmektedir.”
Türkiye genelinde kentsel dönüşüm seferberliği başlatılmalı
Anavatan Partisi Genel Başkanımız, kentsel dönüşümün yalnızca belirli şehirlerde veya bölgelerde yürütülen sınırlı çalışmalarla ele alınmaması gerektiğini belirterek ülke çapında kapsamlı bir seferberlik çağrısında bulundu.
Genel Başkanımız, açıklamasında şu değerlendirmeyi yaptı:
“Türkiye’nin bütün illerinde, ilçelerinde ve mahallelerinde yapı güvenliği yeniden ele alınmalıdır. Öncelikle riskli binalar bilimsel ve teknik kriterlerle belirlenmeli, yapı envanteri güncellenmeli ve vatandaşlarımız hangi riskle karşı karşıya olduklarını açıkça öğrenebilmelidir.
Kentsel dönüşüm, yalnızca binaların yıkılıp yeniden yapılmasından ibaret değildir. Bu süreç; güvenli yaşam alanları oluşturmayı, altyapıyı güçlendirmeyi, şehirlerin afetlere karşı dayanıklılığını artırmayı ve vatandaşlarımızın ekonomik koşullarını gözetmeyi kapsamalıdır.
Dar gelirli vatandaşlarımızın dönüşüm sürecinde evsiz kalmasına veya ağır mali yükler altında ezilmesine izin verilmemelidir. Uygun finansman modelleri, kira destekleri, şeffaf sözleşmeler ve etkin denetim mekanizmalarıyla vatandaşlarımızın yanında olunmalıdır.
Merkezi yönetim, yerel yönetimler, meslek odaları, mühendisler, mimarlar ve ilgili bütün kurumlar ortak bir hedef doğrultusunda hareket etmelidir. Siyasi görüş ayrılıkları, insan hayatını korumak gibi ortak bir sorumluluğun önüne geçmemelidir.”
“Denetim kâğıt üzerinde kalmamalı”
Genel Başkanımız, yapı güvenliğinin yalnızca mevzuatla değil, etkin uygulama ve sürekli denetimle sağlanabileceğine dikkat çekerek yapı ruhsatından iskâna, tadilatlardan kullanım sürecine kadar bütün aşamalarda denetimlerin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Açıklamada; projeye aykırı kat ilavelerinin, taşıyıcı sisteme müdahalelerin ve yapı güvenliğini tehlikeye atan uygulamaların önlenmesi, riskli binalarla ilgili bildirimlerin zamanında değerlendirilmesi ve denetim sorumluluğunu ihmal edenler hakkında hukuki süreçlerin işletilmesi gerektiği belirtildi.
Genel Başkanımız, “Bir binanın güvenli olup olmadığı, yalnızca ruhsatına veya geçmişte alınmış belgelere bakılarak değerlendirilemez. Yapının fiilî durumu, taşıyıcı sistemi, projeye uygunluğu ve teknik yeterliliği uzmanlar tarafından incelenmelidir. Denetim sistemi, bir felaket yaşandıktan sonra değil, felaket yaşanmadan önce görevini yerine getirmelidir.” değerlendirmesinde bulundu.
“Güvenli şehirler gelecek nesillere borcumuzdur”
Anavatan Partisi Genel Başkanımız, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Bizim önceliğimiz, vatandaşlarımızın can güvenliği ve ülkemizin geleceğidir. İnsanlarımızın korkuyla değil, güvenle yaşadığı şehirler inşa etmek zorundayız.
İmar affının kalıcı olarak kaldırılması, kaçak yapılaşmayla kararlı mücadele edilmesi, riskli yapıların bilimsel yöntemlerle tespit edilmesi ve ülke çapında kentsel dönüşüm seferberliği başlatılması artık ertelenmemesi gereken bir sorumluluktur.
Maltepe’de yaşanan acı olayın unutulup gitmesine izin verilmemelidir. Bu facia, yapı güvenliği konusunda daha etkili adımlar atılmasına vesile olmalıdır. Hiçbir vatandaşımızın hayatı ihmallerin, denetimsizliğin veya günübirlik kararların gölgesinde kalmamalıdır.
Anavatan Partisi olarak güvenli konut, sağlam yapı ve yaşanabilir şehirler hedefini savunuyor; vatandaşlarımızın can güvenliğini esas alan kalıcı politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini vurguluyoruz.
Çünkü insan hayatı her şeyden önce gelir. Güvenli şehirler bir tercih değil, devletin ve toplumun ortak sorumluluğudur.”